Verem Hastalığı Nasıl Bulaşır, Tedavi Edilir

90
Bu makeleyi Ortalama 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Verem çok bulaşıcı, zaman zaman ateşli, öksürüklü, çocukları bitkin, iştahsız, uykusuz yapan ve değişik biçimlerde ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Verem hastalığı bebeklerde 2 aylıkken başlar, fakat en çok 1 yaşından sonra görülür ve çocuk ne kadar küçükse verem mikrobundan daha fazla etkilenir ve hastayı ölüme sürükler.

Bir çocuk ne kadar küçükse verem mikrobunun o çocuğa bulaşması daha zor olur. Fakat çocuklar büyüdükçe verem mikrobuna yakalanma risklerinin arttığı da bilinmektedir.

Verem Hastalığı Nasıl Oluşur?

Verem basilleri, öksürük veya hapşırık sonucu ağızdan saçılan damlacıklarla dağılma gösterir. Deride, akciğerlerde ve bağırsaklarda yayılarak ciddi komplikasyonlara neden olur. Tüberkülin testi ile veremin teşhisi koyulabilir. Özellikle beslenme yetersizliği olan kişilerde bu test, negatif sonuç vereceğinden hastalık olmasına rağmen, sanki yokmuş gibi değerlendirilebilir. Bu nedenle yetişkin bireylerin ve çocukların düzenli aralıklara mikrofilm taramalarından geçirilmesi gerekir. Hastalık yerleştiği yerden lenf düğümlerine yayılır. Burada birincil odak olarak adlandırılan yapıyı oluştururlar. Çok küçük, yetersiz beslenen, sık sık enfeksiyon geçiren, kızamık ya da boğmaca gibi hastalıklara yakalanan çocukların verem hastalığına yakalanma ihtimalleri daha fazladır.

Verem Mikrobunun Özellikleri Nelerdir?

Verem mikrobu, diğer hastalıklara neden olan mikroplar gibidir. Gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Fakat bu mikrop sıcağa ve soğuğa karşı diğer mikroplara nazaran daha dayanıklıdır. Kolay kolay ölmez, rutubetli, karanlık yerlerde aylarca yaşayabilirler. Evlerde, odaların köşelerinde, tozda, toprakta, veremli hastaların balgamlarını tükürdükleri yerlerde günlerce yaşadığı ve ölmediği yapılan araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır.

Verem Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Verem hastası olan kişinin öksürmesiyle çevresine gözle görülemeyen damlacıklar saçılır. Bu damlacıkların içinde de milyonlarca verem mikrobu bulunmaktadır. Verem mikrobu öksürükle bulaşmasının dışında ağızdan öpmekle, yerlere tükürülmesi, balgam ile temas sonrası da verem hastalığı bulaşır.

Bunların dışında çocuklarda, özellikle süt çocuğunda çok önemli bir bulaşma yolu vardır ki o da verem hastası olan ineklerin sütü ile verem mikrobunun geçmesidir. Bu nedenle kaynatılmadan çocuklara süt verilmemesine dikkat edilmelidir.

Verem Hastalığı Vücutta Nasıl Etki Yapar?

Akciğerde yayılan verem mikropları çevre dokuyu oyarak bu bölgede peynire benzeyen bir madde ile dolu oyuklar meydana getirir. Kısacası bu hastalık akciğere büyük zarar verir. Akciğer hücrelerinde su birikmesine ve bunların birbirine yapışmasına yol açar, yayılması çok sinsidir. Başlangıçta halsizlik ve bitkinlik dışında herhangi bir belirti göstermemesi nedeniyle hastalığın teşhisinde geç kalınabilinir. Her yıl bir kez düzenli olarak mikrofilm çektirmesi olası verem hastalığından korunulmasına yardımcı olur.

Verem Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

• İştahta azalma

• Kısa ve kesik, kuru öksürük

• Ateş ve ter ( Gece uykularında daha da artar )

• Sırt ağrıları

• Kilo kaybı

• Balgamla kan gelmesi ya da kan tükürme

• Çocukların sık sık akciğer ve üst solunum yolu hastalıklarına yakalanmaları

• Boyunda lenf bezlerinin şişmesi

Verem Testi ve Teşhisi

Verem hastalığının teşhisinde fizik muayene, kan testi, cilt testi gibi farklı yöntemlerden yararlanılabilir.

Fizik muayene : Hastalığın teşhisinde doktor, fizik muayene ile lenf düğümlerinde şişlik olup olmadığını kontrol eder. Nefes alıp verirken akciğerlerdeki sesleri dinlemek için stetoskop isimli bir cihaz kullanır.

Cilt testi : Hastalığın teşhisinde genellikle cilt testlerinden yararlanılır. Son dönemlerde kan testlerinin kullanımı da artmıştır. Teşhis amacıyla doktor, önkolun iç kısmına PPD tüberkülin denilen bir madde enjekte eder. 72 saat sonrasında ise kolda yumru olup olmadığını kontrol eder. Sert, kabarık ve kırmızı yumru, genelde enfekte olunduğu anlamına gelir.

Ancak cilt testleri bazen yanlış değerlendirmelerde de bulunabilir. Örneğin, daha önce BCG aşısı ile aşılanmış olunması sonucu pozitif gösterebilir.

Kan testleri : Cilt testinde negatif yanıt alınan hastalar, daha önce BCG aşısı olmuş ya da AIDS’li hastalar için kan testleri gerekli olabilir. Kan testleri ile bağışıklık sisteminin TB bakterilerine vereceği reaksiyon ölçülür. T-spot ve QuantiFERONTB Gold in Tube teşhis sırasında en çok tercih edilen kan testleridir.

Göğüs röntgeni : Verem hastalığının akciğerlerde yol açtığı hasarın boyutu göğüs röntgeni ile görüntülenebilir. Doktor bu süreçte BT görüntülemeleri ve X ışınlarından da yararlanabilir.

Balgam örnekleri : Doktor, göğüs röntgeninde belirtilere rastladığında balgam örneği isteyebilir. İlaca karşı dirençli verem teşhisi balgam örnekleri ile daha da kolaylaşır.

Verem Tedavisi

Verem hastalığının tedavi süresi ortalama 6 ile 9 ay arasında sürebilir, ayrıca tedavinin istenilen başarılı sonucun vermesi için verem ilaçlarının düzenli kullanımı çok önemlidir.

Verem ilaçları

Veremin tedavisi genelde pek çok hastalığın tedavisine nazaran daha uzun sürmektedir. Bu süre hastadaki bakteri direncine, kişinin yaşına, genel sağlığına göre değişiklik gösterebilir. Hastanın en az 6-9 ay boyunca antibiyotik kullanması gerekebilir. Aktif tüberkülozun tedavi sürecinde birden fazla ilacı aynı anda kullanmak gerekebilir. İnaktif veremde ise çoğu zaman tek bir ilaç yeterli olmaktadır. Tedavide en çok rifampin, isoniazid, pirazinamid, ethambutol içeren ilaçlar kullanılır.

Dirençli tüberkülozda 20-30 ay boyunca kombine ilaçlar kullanmılması söz konusu olabilir. Doktor, amikasin, kapreomisin, kanamisin, fluorokinolon enjekte edilmesine karar verebilir. Dirençli hastalar için son zamanlarda Bedaquiline, Linezolit vb. yeni ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar genellikle ciddi yan etkiler ile karşılaşılmasına neden olmaz. Ancak bazı hastalar için bu ilaçların kullanımı ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Mide bulantısı, kusma, nefes almada güçlük çekme vb. yan etkilerle karşılaşılması halinde ilaç kullanımı kesilmeli ve acilen doktora başvurulmalıdır. Aynı zamanda hastalar dirençli tüberküloz oluşumunu engellemek adına mutlaka ilaçlarını düzenli bir şekilde ve doz atlamadan kullanmalıdır. Aksi halde ara sıra ya da eksik ilaç kullanımı yüzünden hastada vereme karşı direnç gelişmesine neden olabilir.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir