• Anasayfa
  • Finans
  • Uluslararası Kültür – Kültürün İşletmelere Etkisi

Uluslararası Kültür – Kültürün İşletmelere Etkisi

92
Bu makeleyi Ortalama 7 dakikada okuyabilirsiniz.

İşletme yönetiminde en iyi yol hangisidir sorusunun sorumasına sebep olan bir sürü etkenlerden sadece birkaçı şunlardır; şirketlerin uluslararası platformda yaşadıkları kötü deneyimler, batı öğretilerinden uzak bir şekilde dünya sanayiine ve yönetim uygulamalarına kendi yöntemlerinin kabul ettirebilen ‘Japon modeli’ ve yüzyılın popülaritesi olan globalleşmeyi bunlardan sayabiliriz. Uluslararası rekabetin çok fazla olduğu günümüzde çok uluslu şirketlerin başarısında etkili olan birçok faktörlerden biri kültür farklılıklarının doğabilecek sorunları en uygun bir şekilde çözmektir.

Önceden yöneticiler bu kültürel farklılıklarla ilgilenmeden çok uğraşmadan basit kararlar alıp yerel pazarlara göre hareket ederlerdi. İşte kültürün artık pazarlama, işletme alanında da çok etkili bir unsur olduğunu fark ettikten sonra bununla ilk önce yapılacak işlem kültür kelimesi çok iyi anlayabilmektir.  Kültür bir toplumun doğumundan ölümüne kadar öğrendiği, paylaştığı ve kuşaktan kuşağa aktardığı öğretilerin tümünü kapsar. Kültür; düşünme ve davranmanın ortak yolu olarak geliştirilmiş ve birçok sosyal baskı aracılığıyla yükseltilmiş ve güçlendirilmiştir. Aynı zamanda çok boyutlu bir yapıya sahiptir.

Grupların düşünceleri, söyledikleri, yaptıkları gelenekleri, dili vs. gibi birçok maddi ve manevi unsuru kapsamaktadır. Bir kültüre ait bir birey başka bir kültüre girdiği zaman o kültürler arası çatışmayı eritip yeni bir kültür çıkarımı yapabilir. Bu yüzdem işletme piyasaları çalıştıkları ülkelerin kültürlerini çok iyi tanırlarsa kendi kültürlerinden yaptıkları çıkarımlarla bunları harmanlayıp çalıştıkları ülkeye kendi çıkarları doğrultusunda aktif bir hizmet verebilirler. Değer ve tutumlar birbirinden farklı oluşumlardır.

Değerler bize şunları gösterir; zaman, otorite, eğitim gibi faktörler uluslararası işletmede kültür ahlakını yansıtmaktadır. Mesela zaman kavramı kültürler arasında ciddi bir kavram farklılığı vardır. Anglo-Saxon kültürlerde zaman çok önemlidir. Bir iş görüşmesine geç kalındıysa bu ülkelerde nezaket kuralı çiğnenmiş gözüyle bakılır. Bu da işletme hayatının kültürler arası nasıl bir büyük farklılıkların oluşumunun göstergesidir. Otorite ile ilgili tutumlarda kültür arası uçurumların göstergesidir; mesela Amerikalı ve Kanadalı iş adamları otoriteye çok büyük bir önem verirken Endonezya ve İtalya iş adamları ise herkesin kimin üzerinde otorite olduğunu bildiğini farz ederek hareket ederler. Sosyal yapı da çok etkilidir. Kişi yaşadığı toplumu yansıtır.

Mesela Araplarda aile bağları kuvvetli olduğundan aile içi işe alımlar daha yaygındır. Burada iş yeterliliğine çok bakılmadan işe alımlar gerçekleşir.  Dil bilgi toplama ve değerlendirmede çok önemli bir yere sahiptir. O yüzden dil içinde bulunduğu uluslararası kültür için ayna niteliğindedir. Bu çalışmaların en etkili yöntemi dil oluşturmaktadır. Çünkü bir dile hakim olan bir toplumla birçok dile hakim olan toplum aynı iletişim kalitesine sahip olamaz, bu da işletmenin kaderinin yönlendirebilir.

Uluslararası Kültür ve Ülkeler Arası İşletme Kuralları

Peki ülkeler arası ortak ticari iletişim için kurulan bu sistemlerin gelişmişlik düzeyi yeterli midir Bu sistem kalite olarak; ortak muhasebe uygulamaları yanında, yasal ve politik sistem, finansal piyasaların gelişmişlik düzeyi, uluslararası kültür, ekonomik faktörler, ve muhasebe mesleğinin gelişmişlik düzeyi gibi ülkelere özgü faktörlerin, işletmelerin büyüklüğü, sermaye ve sahiplik yapıları, çalıştıkları denetim firmalarının niteliği, yabancı menkul kıymetler borsalarında kote olup olmadıkları ve kurumsal yönetime verilen önem gibi işletmelere özgü faktörlerin çok şekillenip boyutlandığı bir kavramdır. 2008’de ABD’de başlayıp tüm dünyaya yayılan ekonomik krizin en önemli sebebi; bağımsız denetimden geçmiş ve muhasebe standartlarına uygun olan ancak, işletmelerin gerçek durumunu yansıtmayan finansal tablolardır.

Muhasebe standartları belirlenirken artık o standartların kalitesi üzerine de inceleme ve araştırma yapılmakta olup, muhasebe kalitesini etkileyen faktörler ise şunlardır. Tüm dünyada muhasebenin yakınsaması ve uyumlaştırılması ile çabalar söz konusudur. Ancak muhasebe kalitesinin artırılmasında çözümün şu alanlarda da etkili bir inceleme yapılmasında gerektirmektedir. Çünkü muhasebe altyapısı, ekonomik, sosyal ve politik alt yapıdan bağımsız incelenemez.

Muhasebe uygulamaları genellikle ilke bazlı muhasebe uygulamaları ve kural bazlı muhasebe uygulamaları diye ikiye ayrılır. İlkeler; içinde bulunulan duruma göre yorum getirebilen temel nitelikte prensipleri olan, kurallar ise ilkelere göre yorum gerektirmeyen, katı, kesin hükümleri ifade etmektedir. İlke bazlı standartlar daha az kurallı ve kullanıcılar tarafından yorumlanabilir olması ‘mesleki yargı’ ve niyet kavramlarının daha ön plana çıkarmaktadır. Kurallara dayana standartlar ise daha fazla koşul içermektedir. İlke bazlı standartlar, yöneticilerin ve işletmenin gerçek durumunu yansıtacak alternatifleri seçmesini sağlar. Yalnız geçmişte yapılan skandallar hesaba katılınca bu şekilde bir varsayım eksik kalmış olur.

Kural bazlı standartlar ise kişisel yargılara dayanan uygulamaları yer vermediğinden fırsatçı davranış bulunma ihtimallerinin en aza indirmektedir. İlkeler bazında olan uygulamaların kişilerin yorumlamasına bırakıldığından, kişinin tecrübesi duygu yoğunluğu gibi faktörlere göre farklı yorumlamalar ortaya çıkması söz konusudur. İşte bu yüzden ilke bazlı finansal raporların karşılaştırılabilmesi çok zor bir ihtimaldir. Kural bazlı standartlar ise muhasebeciler tarafından mekanik olarak uygulanabilirdir. Bol miktarda şekil farkı ve kural işlemleri belli bir formata uydurularak benzer işlem gibi raporlanmasını sağlayacaktır. Bu şekilde karşılaştırabilirlik mümkün olacaktır ama sadece yüzeysel olarak yapılacaktır.

Son dönemde kural bazlı standartlar ciddi eleştiri almıştır. Üstelik bu durumda uluslararası kültür önemi sonradan anlaşılmıştır. Zaman içinde fark edilen, kural bazlı standartların maliyetin faydalarını aştığına karar verilerek ilke bazlı standartların kurtarıcı olduğu savunulmuştur.  Yasal ve politik sistem muhasebe kalitesine hem direk hem de finansal piyasaların gelişmesi, sermaye yapısı, sahiplik yapısı ve vergi sistemi gibi finansal raporlamayı teşvik eden unsurlar sayesinde dolaylı olaraktan etkilemektedir. Finansal piyasalara fon arz edenler, yatırımlarını yönetebilmek için muhasebe bilgisine ihtiyaç duymaktadırlar.

Piyasa katılımcılarının bilgi talebi, finansal piyasaların gelişmişlik düzeyine paralele bir şekilde ilerleme kaydetmektedir. Muhasebecilerin kalitesini artırmak için bir teşvik ortamı oluşturmaktadır. İşletmelerin fon ihtiyacını genellikle sermaye piyasalarından sağladığı bu ülkelerde, yatırım kararları halka açıklanan bilgilere bağlı olarak verildiği için kaliteli bir muhasebe anlayışının gelişmesine sebep olmaktadır.  Ama fonlarını bankalardan karşılayan işletmelerin olduğu ülkelerde ise bankalar ile işletmelerin arası çok iyi olduğundan, bankalar finansal tablolara fazla ihtiyaç duymamaktadır.

Dolayısıyla işletmelerin bankalarla yaptığı anlaşmalardan dolayı, yöneticilerin kamuya bilgi açıklama teşvikleri azalmaktadır. Genellikle bankalar bilgi asimetrisi problemini firma bilgilerine direk ulaşarak çözebilmektedir. Bu yüzden bazı bankalar işletmenin finansal durumunu dikkate almadan kredi verebilmektedir. Sonuçta 2001 krizinde birçok işletme aldığı krediyi geri ödemesinin yapamamıştır.

Yapılan araştırmalar muhasebeyi etkileyen faktörlerin arasında kültüründe çok etkili olduğunu göstermektedir. Ülkelerin kültürlerini şekillendiren dört boyutun olduğu gözlemlenmiştir. Otorite mesafesi düzeyi, bireysellik- kolektiftik, Belirsizlikten kaçınma derecesi ve erillik- dişilik olarak belirlenmiştir. Otorite mesafesi; toplumda bulunan kurum ve örgütlerdeki eşit olmayan güç ve otorite dağılımına olan kabullenme derecesidir.

Bireysellik ve kolektiftik; Toplumu oluşturan bireylerin birbirine bağlılık derecesini gösterir. Bireysel bir toplum ise toplumun birbirine bağlı olmadığını, kolektif bir toplumun ise birbirine bağlı olduğunun göstergesidir. Belirsizlikten kaçınma düzeyi toplumun bireylerin bu durumdan ne kadar rahatsız duyacaklarının bir göstergesidir. Erillik; toplumda başarı, iddiacılık ve maddi başarılar elde edilmesinin ön planda tutulduğu toplumdur. Dişil toplumda ise; ilişkilerde başarı ve alçak gönüllüğü ön planda tutar. Uluslararası kültür ve değerler, muhasebe kalitesinin yönlendirmede önemli bir şekilde etkilidir.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir