Şizofreni Hastalığı Nedeni, Belirtileri, Tedavisi

91
Bu makeleyi Ortalama 9 dakikada okuyabilirsiniz.

Şizofreni, kişilerin hayatı boyunca süren ama doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen karmaşık bir beyin hastalığıdır. Genetik yatkınlık ile çevresel ve bilişsel birtakım faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Şizofreni hastaları yaşamın gerçekleriyle bağlarını kaybetmiş gibi görünebilir, olmayan sesler duyabilir ve çevresindekilerinin onlara zarar vermeye çalıştığını düşünebilirler. Şizofreni, hastadan hastaya ve türden türe farklılık gösterebilir. Kimi hastalar tamamen içlerine kapanırken kimi hastalar ise daha hareketli ve sosyal olabilir. Etkili bir tedavi süreci ile şizofreni hastalarının çoğu iyileşerek gündelik hayatını sürdürebilir. Şizofreninin nedeni günümüzde henüz net olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalar genetik, bilişsel ve çevresel ortak etkiye sahip olduğunu düşündürmektedir.

Şizofreni bir kişinin çevresindeki insanlarla etkileşimde bulunmasını, okula gitmesini, işini sürdürmesini veya günlük görevlerin üstesinden gelmesini zorlaştırabilir. Ancak son dönemde gelişen tedavi yöntemleriyle birlikte şizofreni hastalarının günlük hayattaki işlevsellikleri önemli ölçüde artmaktadır. Şizofreni hastaları sanıldığının aksine saldırgan veya tehlikeli değillerdir. Erken teşhis ve etkili tedavi yöntemlerinin uygulanmasıyla yüksek kaliteli bir yaşama sahip olabilirler. Tedavi sürecinde tıbbi ilaçların yanı sıra toplumla iç içe olmayı amaçlayan psikososyal müdahaleler de büyük önem taşır.

Şizofreni nedenleri ve risk faktörleri

• Beyin kimyasallarında, özellikle de glutamatta ve dopamin meydana gelen sorunlar

• Ailede şizofreni hastası bireylerin olması (Genetik yatkınlık)

• Birtakım virüslere maruz kalmak

• Doğum öncesi yaşanan yetersiz beslenme

• Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı

• Doğum sırasında oksijensiz kalma (asfiksi) gibi komplikasyonlar

• Artan bağışıklık sistemi yanıtları – Vücudun kendi dokularına karşı da bağışıklık sistemini harekete geçirip savaştığı hastalık türleri

• Ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde psikotropik ve psikoaktif ilaç kullanımları

• Uyuşturucu kullanımı

• Boşanma, yas, işi ya da evi kaybetme, ilişki kaybı, fiziksel, duygusal veya cinsel istismar gibi travmatik yaşam olayları

Toplumdaki bazı doğru olarak bilinenlerin aksine, şizofreninin gelişmesinde bireylerin veya yakınlarının yaptıkları veya yapmadıkları bir şey neden olamaz. Şizofreni sorununu kişiler için bir cezalandırma yöntemi olarak görmek bilimsel bir dayanaktan yoksun olmakla birlikte, şizofreni hastalığına sahip kişilerinde de toplum tarafından damgalanmasına yol açar. Şizofreni hastalığı birçok risk faktörünün bir araya gelmesiyle oluşur. Bu faktörlerin hiçbiri şizofreni sorununa tek başına ve doğrudan yol açmaz. Bazıları yatkınlığa sebep olurken bazıları da tetikleyici bir işlev görebilir. Şizofreni gelişiminin zeka seviyesiyle hiçbir ilişkisi yoktur.

Şizofreni Belirtileri

• Uyuma ve konsantrasyonda zorluk yaşamak

• Sosyal durumlara uygun olmayan davranışlar

• Çevresindekilere karşı sürekli kızgın ve korku verici bir tutum içinde olma

• Sıra dışı konuşma, düşünme ve yazma halleri

• Olmayan şeyleri duyma ve görmek

• Sürekli takip ediliyormuş hissi yaşamak

• Sosyal ortamlardan çekilme, kendini bu tür ortamlardan izole etmek

• Eğitim veya iş başarısında düşüşler

• Kişilikte değişimler

• Önemli olaylara karşı kayıtsız kalma

Şizofreni, genel olarak yukarıda yer alan belirtilerle kendini gösterir. Birden ortaya çıkmaz. Yavaşça ve şiddetini artırarak ilerler. Şizofreni belirtileri, psikologlar tarafından 5 kategoride ele alınmaktadır, bunlar aşağıda yer almaktadır:

Delüzyonlar (Hezeyanlar): Gerçeklerle bağdaşmayan yanlış inançlardır. Herkesin size hayran olduğunu düşünme, sokakta gördüğünüz kişilerin yüz ifadeleriyle size mesaj verdiğine inanma, birinin size zarar vereceğini veya düşüncelerinizi çalmaya çalışacağını düşünme en yaygın hezeyanlar arasındadır. Kişiler, aksi kanıtlansa bile hezeyanlara inanmayı sürdürürler. Hezeyanların gerçeklikle ilişkisi değerlendirilirken, kişinin dini inancı, kültürü ve eğitiminin göz önüne alınması önemlidir.

Sanrılar (Halüsinasyonlar): Zaman zaman hezeyanla karıştırılsa da halüsinasyonlar olmayan bir şeyi görme veya duyma durumudur. Şizofreni sorunuyla mücadele eden kişiler için tedavisiz dönemde halüsinasyonları gerçekten ayırt etmek imkansıza yakındır. Halüsinasyonlar beş duyuda da gelişebilir ancak en yaygın görüleni olmayan sesler duymadır.

Düşüncelerde bozulma: Karmaşık düşüncelerin içinde olma, konuşurken konuya adapte olmakta zorlanarak kolayca başka konulara kayabilir. Televizyon izlerken, biriyle sohbet ederken ya da gazete okurken zorluklar yaşanabilir. Şizofreni hastaları bu durumu düşüncelerinin sisli ve bulanık olması şeklinde yorumlarlar.

Davranışlarda ekstrem değişiklikler: Davranışlar zaman zaman değişiklik gösterebilir. Genel olarak hastanın davranışları bir yere odaklı olmaktan çıkar ve bu durum bir işi tamamlamayı zorlaştırır. Bazı hastalar çevresine çocuksu tavırlar sergilerken, bazıları tamamen eylemsizliğe geçebilir veya aşırı ve anlam verilemeyen bir hareketlilik içine girebilir.

Negatif belirtiler: Var olan belirtilerin pozitif veya negatif olması, hastalığın bir özelliği getirmesi veya ortadan kaldırmasıyla ilgilidir hezeyanlar, halüsinasyonlar, düşünce ve davranışlardaki değişme ve bozulmaları hastalık ortaya çıkardığı için bunlar pozitif belirtiler olarak adlandırılır. Negatif belirtilerse sosyal ortamlardan çekilme, bu tür ortamlardan izole olma, çeşitli aktivitelere ve genel olarak hayata ilişkin ilgiyi kaybetme, uyku ve konsantrasyonda zorluk gibi normalde var olan işlevselliklerin hastalık tarafından etkisizleştirilmesiyle oluşur.

Şizofreni Teşhisi

Bir yakınınızın veya kendinizin yukarıda sayılan belirtilere sahip olduğunu düşünüyorsanız en yakın zamanda bir uzmanla görüşmek gereklidir. Erken teşhise bağlı olarak uygulanacak tedavi, şizofreni hastalığının belirtilerinin azaltılmasında ve kişilerin işlevselliğinin artmasında önemlidir.

Şizofreni teşhisini koymak için tek bir yöntem yoktur. Net teşhisi koymak için bir psikolog ya da psikiyatrist belirtilerinizi dinler, geçmişiniz ve ailenizle ilgili sorular sorabilir. Alınan yanıtlara göre fiziksel veya psikolojik başka bir hastalığınız olup olmadığı araştırılır. Çünkü bazı beyin içi tümörler veya travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklar da şizofreni belirtileriyle karıştırabilecek belirtilere sahip olabilir. Ayırt edebilmek için için fiziksel muayene, beyin görüntüleme yöntemleri, psikiyatrik değerlendirme ve belirti listesini tanı sistemleriyle karşılaştırma yöntemleri kullanılabilir.

Paranoid Şizofreni

Kişilerin yoğun şekilde sanrıların etkisi altında kaldığı, rahatsızlığı kabul etmeyip belirtileri saklamaya çalıştığı ve dolayısıyla toplumdan uzaklaştığı bir türdür. Paranoid şizofreni olan kişiler kendilerini yoğun bir tehdit altında hissedebilir; zulüm ve eiyet gördüğünü, birileri tarafından cezalandırılacağını veya öldürüleceğini düşünebilir. Kuşkuculuk bu türde yaygındır. Belirttiği düşüncelerin bir kısmı sanrılarla birleştirilse de gerçeklikle bağlantılı olabilir. Diğer şizofreni türlerine göre daha geç yaşlarda başlar ve gelişimi yavaş olarak ilerler.

Hebefrenik (Dezorganize) Şizofreni

Hebefrenik şizofreni olan kişilerin zihni karışık ve tutarsızdır, bir söyledikleri diğer söylediği ile uyuşmayabilir ve konuşmaları karma karışık olabilir. Dışarıdan bakıldığında davranışları yüzeysel, duygusuz veya uygunsuz, şapşalca ve çocuksu görülebilir. Gündelik iş ve şahsi bakımlarını yapmakta zorlanabilirler. Çoğunlukla yemek hazırlamak veya duş almak gibi normal günlük işlerini yapma becerilerini bozan düzensiz davranışları vardır.

Katatonik Şizofreni

Hastaların genelde hareketsiz ve çevrelerindeki dünyaya karşı kayıtsız oldukları türdür. Katatonik şizofreni olan kişiler belli bir pozisyonda uzun süre durabilir ve çevresinde gelişen olaylara tepki vermez. Ara sıra yüzlerini buruşturabilir veya biçimsiz duruşlar sergileyebilirler. Başkalarının söylediği şeyleri tekrar edebilir, zaman zaman taşkınlık ve çevresindeki insanlara karşıtlık gösterebilirler. Genç yaşlarda ve aniden başlayan katatonik şizofreni hastalarında yetersiz beslenme, bitkinlik ve kendilerini yaralama gibi durumlar görülebilir.

Ayrışmamış Şizofreni

Psikozun var olduğu fakat belirtilerin hiçbir gruba dahil edilemediği ya da belirtilerin diğer gruplardaki tanı kriterlerini karşılamadığı türdür.

Kalıntı (Rezidüel) Şizofreni

Pozitif belirtilerin oldukça azaldığı fakat  izolasyon, eylem azlığı, duygularda körleşme veya donuklaşma gibi negatif belirtilerin varlığını sürdürdüğü bir durumdur.

Şizofreni sonrası depresyon

Şizofreni şiddetinin ve belirtilerinin oldukça azaldığı bir dönemin ardından yaşanan çöküş ve depresyon halidir. Kalıntı şizofreni ile karıştırılmaması için hastanın öyküsünden yararlanılır.

Basit şizofreni

Sanrılar, hezeyanlar ve hareket bozukluklarının çok fazla görülmediği; daha çok olumsuzbelirtilerin ortaya çıktığı ve bu yüzden de fark edilmesi zor olan türdür. Kalıntı şizofreniden ayrımı hastanın öyküsü ile sağlanır.

Şizofreni Tedavisi

Şizofreninin nedenleri tam olarak bilinmediği için tedavisi genellikle belirtileri ortadan kaldırmayı veya hastanın günlük hayattaki işlevselliğini olumsuz yönde etkilemeyecek derecede azaltmayı hedefler. Halüsinasyon ve Delüzyon gibi pozitif belirtiler için genel olarak ilaç tedavisi uygulanırken; ilgi kaybı ve sosyal çevreden izolasyon gibi negatif belirtiler için psikoterapiler ve psikososyal destek yöntemleri tercih edilir.

Şizofreninin tedavisi var mı?

Günümüzde şizofreni hastaları için kesin bir tedavisi yoktur ancak kullanılan ilaç tedavileri, hastalığı geriletmekte ve kişinin normal bir hayat sürmesine yardımcı olmaktadır. Mevcut tedaviler, belirtilerin çoğunun kontrol altında tutulmasına yardımcı olmaktadır. Tedavi için uygun ilaç ve doz, genellikle birtakım ilaç ve dozları sırayla deneyerek saptanır. Bu nedenle, doktorun reçete ettiği ilaçları kullanmak ve beklenmeyen etkilerde yine doktora zamanında başvurmak oldukça önemlidir.

Ayrıca psikoterapi, beceri ve aile eğitimi ya da rehabilitasyon çalışmalarına katılmak; negatif belirtilerin etkisini en aza indirmek, toplumdaki damgalamayı kırmak ve hastaların ruhsal iyilik haline katkı sağlamak için gereklidir.

Şizofrenide ilaç tedavileri

Antipsikotik ilaçlar

Şizofreni sorununun tedavi sürecinde en sık reçete edilen ilaç grubudur. Beyin içerisindeki nörotransmiter adı verilen iletici maddeleri etkileyerek şizofreni tedavisinde etkili olduğu düşünülmektedir. Şizofreninin yarattığı psikozu önlemeyi amaçlar. İlk kullanımlarda yan etkiler meydana gelebilir ancak bunların zamanla azalması veya tümden geçmesi beklenmektedir.

Antipsikotik ilaçların yan etkileri

• Bulanık görüş ve görmede zayıflama

• Vücut hareketleri hasta tarafından kontrol edilemez, sallayarak yürür

• Baş dönmesi

• Uyuşukluk

• Hızlı kalp atışı

• Huzursuz hissetme

• Adetle ilgili sorunlar

• Güneşe karsı hassasiyet

• Deri döküntüleri

• Vücutta sertlik

Antipsikotik içerikli ilaçlar zaman zaman diyabet, yüksek kolesterol, kilo alımı veya özellikle ağız çevresindeki kas hareketlerini kontrol edememe gibi bazı başka sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu noktada bilinmesi gereken, hastaların bu tür ilaçlara farklı şekilde yanıt verebileceği ve bu etkilerin mutlaka doktora bildirilmesi gerektiğidir.

Şizofreni hastalarına ve yakınlarına öneriler

Hastalıktan utanmayın: Şizofreni birçok yaştaki kişileri etkileyebilen ve çok çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir beyin hastalığıdır. Hastanın veya yakın çevresinin geçmişte yaptığı veya yapmadığı bir şeyden ötürü gelişmez, hastalık bir ceza değildir. Hastalığın varlığını sürekli gizlemeye çalışmak kişiye kendini kötü hissettirebilir, tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir, kişinin sosyal hayata dönüşünü zorlaştırabilir.

Tedaviye uyum gösterin: Aslında şizofreni tedavisi aileyi de kapsayan bir süreçtir. Hastanın tedavi sürecinde desteklenmesi; bunun için de ihtiyaç duyulursa ev içi düzenin gözden geçirilmesi, ilişkilerde daha özenli olunması ve aile bireylerinin bu süreçte kişinin yanında olduğunu hissettirmesi önemlidir.

Şizofreniyi öğrenin: Şizofreni sorunu çok tanınmayan, hakkında birçok mit olan bir hastalıktır. Bu söylentilere itibar etmeden önce şizofreniyi doğru kaynaklardan araştırın. Bunun için uzman bir doktora danışabilir, aynı zamanda kendi ilinzde bulunan şizofreni derneklerine başvurabilirsiniz.

Bir destek grubuna katılın: Tedavi süreci uzun olmakla beraber disiplinli olmayı gerektirir. Bu süreçte bazı dönemler hastalar ve yakınları yorulabilir, umutsuzluğa kapılabilir veya zararlı baş etme yöntemlerine yönelebilir. Destek grupları hasta ve yakın çevresine yalnız olmadığını hatırlatır, deneyimleri aktararak yeni çözüm yöntemleri gösterir ve tedavi süreci hakkında hastaya gerçekçi umutlar verir.

Spor yapın ve sosyalleşin: Tedavi sürecinde hem hastanın hem de yakın çevresinin aktifleşmesi ve sosyalleşmesi süreci olumlu etkiler. Açık hava yürüyüşleri ve kültür fizik hareketleri tedavi açısından iyi olabilir. Ayrıca sinema, tiyatro gibi kültürel etkinlikler de hem hastalar hem de yakınları için faydalı olacaktır.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir