Sıtma Nasıl Bulaşır, Belirtileri ve Tedavisi

99
Bu makeleyi Ortalama 8 dakikada okuyabilirsiniz.

Sıtma (Malaria), Plazmodium adındaki tek hücreli ve hücre içi parazit ile oluşan bulaşıcı bir hastalıktır. Parazit, esas olarak karaciğer hücrelerini ve alyuvarları hedef alır. Kanımız ile beslenen sivrisinekler tarafından, hasta ya da paraziti taşıyan insandan alınarak sağlam insanlara taşınır ve onları da hasta olmasını sağlar. Hastalığın en bilindik belirtisi olan titremeyle yükselen ateş parazitin çeşidine göre değişik evrelerle olur. Teşhisi kolay, korunması ve tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.

Sıtma parazitinin; vivax, falsiparum, malariae ve ovale olmak üzere dört ayrı türü vardır. Bunların arasından vivax, 3 günde bir nöbet veren ( tersiyana sıtması ) türdür. Ölümcül riske en az neden olan sıtmayı yapar. Bu nedenle de, uzmanlar tarafından benign sıtma olarak da adlandırılır. Ülkemizde yerli olarak görülen tür de bu türdür.

Malriae 4 günde bir gelen nöbetlerle seyreder ( quartana sıtması ). Falsiparum türünde ise, nöbetler belirgin değildir. Falsiparum ile meydana gelen sıtma en ölümcül olan türdür. Bu nedenle de, uzmanlar tarafından malign sıtma olarak adlandırılır. Daha çok Afrika, Güney Amerika ve Uzakdoğu gibi tropik bölgelerde yaygındır. Bölge insanları tarafından tropik sıtma olarak da bilinir. Quartana sıtması ve tropik sıtma ülkemizde yerli olarak görülmez. Ancak, dışarıdan gelen ve hastalığı taşıyan kişiler nedeniyle nadiren görülmektedir. Ovale ise, yalnızca Batı Afrika’da yaşayan kişilerde görülür.

Rezervuar

İnsanda sıtma hastalığına yol açan parazitler, yalnızca insan vücudunda bulunur ve rezervuarı (depolandığı yer) insandır. Başka hiç bir canlı varlıkta yaşamaz ve herhangi bir ortamda da üretilemez. Başka bir deyişle, sıtma parazitini taşıyan insanların tamamının tedavi edilmesi halinde parazit ve sıtma hastalığı yeryüzünden silinebilir.

Sıtma Nasıl Bulaşır?

Sıtma hastalığının esas bulaşma yolu sivrisinek (Anofel) iledir. Parazit, yaşamının bir dönemini sivrisinekte geçirmek zorundadır ve sivrisinek sıtma paraziti için bir ara konakçıdır. Buna bağlı olarak ortamda sivrisinek olmaz ise sıtma parazitinin varlığını sürdürmesi olanaksızlaşır ve hastalık ortadan kalkar.

Sıtma paraziti, plasenta yolu ile anne karnındaki bebeğe geçebilir. Bu geçişe bağlı olarak, bebek ölümleri ( ölü doğum ), düşük, erken doğum ve yeni doğan sıtması oluşur. Bu yüzden anne adaylarında sıtmanın daha titiz izlenmesi ve tedavi edilmesi gerekir. Sıtmada, kan ve kan ürünleri ile geçiş de söz konusu olmaktadır. Bu yolla oluşan sıtmaya da edinsel sıtma denir.

Sıtma parazitini taşıyan kişilerden yapılan, kan transfüzyonu, organ nakli ve yan yana (çift masa) cerrahi müdahale gibi durumlarda edinsel sıtma meydana gelebilir. Bu türdeki geçişlerin, hastalığın yayılması açısından çok önemi yoktur, ancak kişisel sağlık açısından çok önemlidir. Kan ve organ verecek kişilerde sıtma paraziti araştırılması ihmal edilmemelidir.

Sıtma Parazitinin Kuluçka Süresi

Sivrisineğin paraziti insan kanını emmesiyle başlayarak, parazitin karaciğerde üremesini tamamlayıp kana dökülünceye kadar geçen süre sıtmanın kuluçka süresi olarak bilinir. Başka bir deyişle, kişinin sıtma parazitini alması anından başlayarak, prodramal ( ilk ) belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre kuluçka süresi olarak tanımlanır. Bu süre, sıtmaya neden olan parazitin türüne göre değişir ve ortalama 7-30 gün kadardır. Ülkemizde görülen Vivax türünün ortalama kuluçka süresi 12-14 gündür. Ancak, bazı alt türlerinde bu süre daha uzun olabilmektedir.

Sıtmada Bulaştırıcılık Süresi

Hastalık belirtileri görülsün ya da görülmesin, kanında parazit taşıyan kişiler sıtmayı etrafındaki kişilere bulaştırırlar. Bu nedenle de, sıtma hastalığında bulaştırıcılık süresi hastanın kanında parazit bulunduğu süre kadardır. Kişilerin kanında parazitin bulunma süresi ise, parazit türü ve tedavi durumuna göre değişiklik gösterir. Tedavi edilmeyen Vivax vakalarında, kanda parazit varlığı, ortalama 1,5 yıl kadar sürer. Bazen bu süre daha uzun olup, 5 yıla kadar sürebilmektedir.

Sıtma Belirtileri

Sıtmaya yakalanan kişilerin yakınmaları, sıtma parazitinin türüne göre, bazı farklılıklar gösterir. Tüm türlerde ortak olan belirtiler; yüksek ateş, üşüme, titreme ve bol terlemedir. Bu belirtilere kusma ve ishal unsurları da eşlik edebilir. Parazitin karaciğer hücrelerinde üremesi esnasında, genellikle hiçbir belirti görülmez. Kuluçka süresinin sonunda ve parazitin karaciğerden kana döküldüğü sırada, 2-4 gün kadar süren bir prodromal dönem geçirilir.

Bu dönemde, sıtma hastalığına özgü belirti ve nöbetleri yoktur. Ateş düzensiz aralıklarla yükselir, düşer veya hiç geçmez. Hastada halsizlik, iştahsızlık, kırıklık, baş-kas-eklem ağrıları gibi nonspesifik enfeksiyon belirtileri görülür. Prodramal süresinin sonunda ve parazitin alyuvarlara yerleşmesi tamamlandıktan sonra, düzenli olarak yineleyen nöbetler süreci başlar. Parazit türüne göre, 3 ya da 4 günde bir tekrarlayan klasik sıtma nöbetleri , üç evreden oluşur:

Üşüme-Titreme (soğuk) Evresi : Hasta bu evrede üşür ve titrer, hatta dişleri birbirine vurur. Hastanın üstü örtülse bile üşüme ve titreme önlenemez. Bu evrede, cilt soluk renkte, uçlar (parmak, dudak) siyanozedir. Nabız zayıflar ve buna bağlı olarak tansiyon düşer. Baş ağrısı, mide bulantısı yaygın görülen belirtiler arasındadır. Bu evre 2 saat kadar sürebilmektedir.

Yüksek Ateş (sıcak) Evresi : Hastanın üşümesi, titremesi kaybolur ve ateş 40-41 dereceye kadar yükselir. Buna bağlı olarak; hastanın yüzü kırmızı, nefes alışverişi hızlı, nabzı hızlı ve tansiyonu yüksektir. Genellikle huzursuzluk vardır ve bu evre 7 saat kadar sürebilmektedir.

Terleme Evresi : Yüksek ateş evresi sonunda, hastanın öncelikle baş bölgesinden başlayıp sonra tüm vücudunu kaplayan, yoğun bir terleme görülür. Zamanla ateş düşer ve buna bağlı belirtiler kaybolarak hasta rahatlar, genellikle uykuya dalar. Bu evre 4 saat kadar sürer. Evre sonunda ateş (vücut ısısı) tamamen normale döner.

Sıtma Tanısı

Nonspesifik enfeksiyon belirtileri ya da nöbetler halinde görülen ateş, üşüme titreme iledir. Ülkemizde özellikle Strata I’de yaşayanlarda, nonspesifik enfeksiyon belirtileri gösteren herkeste ilk akla gelecek hastalık sıtma olmalıdır.

Sıtmada kesin tanı : Sıtmanın kesin tanısı, periferik kanda (kalın yaymada) parazit görülmesi ile konulur. Sıtma şüphesiyle gelen her hastaya kalın yayma yapılarak parazit aranmalıdır.

Zaman : Sıtma hastalığının ya da parazitinin zaman dağılımı değişikliği yaratacak bir özelliği yoktur. Parazit hangi dönemde alınırsa alınsın, hastalığın oluşması açısından bir fark görülmez ve kişi hastalanır. Buna karşın bölgede vektörlük eden, sivrisineğin yaşam özelliklerine bağlı olarak hastalığın sıklığı mevsimlere göre farklılıklar gösterebilir.

Örneğin; ülkemizde vektörlük yapan sivrisinekler kış uykusuna yatan cinsten olup, çevre sıcaklığının belli derecelerin altına düştüğü mevsimlerde uykuya yatar. Bu nedenle de, kış mevsiminde sıtma bulaşması görülmez ve yeni hastalar ortaya çıkmaz. Bunun bir sonucu olarak, sıtmaya bağlı hasta sayıları mart ayından itibaren artmaya başlar, yaz ve sonbahar aylarında en yüksek sayılarına ulaşır. Ekim kasım ayından sonra ise hasta sayıları hızla azalır. Özetle, sıtma ülkemizde mevsimsel dağılım gösterir.

Türkiye’de kış aylarında görülen sıtma olguları, paraziti bulaş mevsiminde alan; ancak tedavi edilmeyen ya da tedavisini tam almayan hastalardır. Paraziti bir sonraki yıla taşıyanlar da bu hastalarıdır. Sivrisinekler uçmadan önce bulunup tedavi edilirler ise, yerli sıtma sorunu çözülür. Tropikal bölgelerde risk faktörü olan sivrisinekler, kış uykusuna yatmaz ve aktivitelerini yıl boyunca aynı sıklıkta sürdürür. Bu nedenle sıtma hastalığı tropikal bölgelerde her mevsim ve ayda aynı sıklıkta görülür.

Yer : Sıtmaya neden olan parazitleri taşıyan sivrisinekler, çevresel faktörlerden çok fazla etkilenir. Bu nedenle hastalık her yerde ve aynı sıklıkta görülmez. Sıtma ile savaş hizmetlerinin planlanabilmesi ve etkili bir biçimde sürdürülebilmesi için, hastalığın hangi yörelerde ve ne sıklıkta görüldüğünün bilinmesine gerek vardır. Bu amaçla sıtma haritaları çıkarılır ve ülke hastalığın yayılımına göre bölgelere ayrılır. Bu bölgelere Strata adı verilir. Ülkemizde de sıtma haritaları yapılmış olup, dört strataya ayrılmıştır.

Sıtma Tedavisi

Sıtma tedavisinde anti parazitik içerikli ilaçlar kullanılır. Bu ilaçların ise, her birinin parazitin türü ve parazitin yaşam evresine göre farklı etkileri olmaktadır. Bazısı eritrositer evrede, diğerleri ise doku evresinde yeterli bir olumlu etki sağlayabilmektedir. Diğer evrelere olan etkisi ise ya hiç yoktur ya da çok zayıftır. Bu zayıf etkiyi anlayabilmek için çok yüksek dozlara çıkılması gerekmektedir fakat yan etkileri nedeniyle bu da uygun görülmemektedir. Tüm parazit türlerine veya parazitin tüm evrelerine etkili edebilen bir ilaç henüz bulunamamıştır. Bu nedenle de, sıtma hastalığının tedavisi süresince kullanılacak ilaçların hangi parazit türüne ve o parazitinde hangi evresine yeterli bir etki yaptığının bilinmesi gerekir. Bu unsurlar bilinmeden etkili bir tedavi yapılamaz.

Doku Şizontositlerine Etkili İlaçlar

Parazitin karaciğerde üremesi esnasındaki formunu veya karaciğerden kana dökülen doku formlarını etkileyen ilaçlardır. Bu ilaçlar, paraziti karaciğerdeki üreme döneminde ya da karaciğerden döküldükten hemen sonra baskı altına alarak onların eritrositlere ulaşmasını önler.

Şizontosit Formuna Etkili İlaçlar

Parazitin eritrositlerdeki çoğalmasını engelleyen veya bu çoğalma sonucunda kana dökülen aseksüel kan formunu etkileyen ilaçlardır. Bu özellikleri sayesinde, esas olarak akut atakların tedavisinde kullanılır. Ayrıca, klinik tedaviden önce verilmek suretiyle, klinik ataktan korumada veya kliniğin baskılanmasında kullanılan ilaç türleridir.

Ookist Oluşumunu Engelleyen İlaçlar

Parazitin, ookist oluşumunu önleyerek, sivrisinekteki gelişimini bloke ederler. Böylece sıtmanın bulaşıcı özelliğini keserler. Her ilaç parazit türü ve bu türün alt tiplerime göre farklı etkiler gösterir. Ayrıca, tedaviye alınan kişinin immünite durumu ile fizyolojik, metabolik ve yaşı gibi faktörlerde ilaçların etkisini değiştirmektedir. Tüm bunlara ek olarak, her bölge ve ülkede farklı farklı ilaçlar geliştirilmiştir. Bu nedenle de, sıtma hastalığının kesin bir tedavi yöntemi yoktur ve olamaz. Her ülkenin, her bölgenin kendine özgü bir tedavi yöntemi olması gerekir.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir