Meme Kanseri Neden Olur Tedavisi Nedir?

72
Bu makeleyi Ortalama 7 dakikada okuyabilirsiniz.

Kansere bağlı ölümlerin  %14’ünden sorumlu olan meme kanserinde erken tanı son derece önemlidir ve hayat kurtarır. Her yıl dünya genelinde 1.4 milyon kadına meme kanseri tanısı konulmaktadır. Yeni doğan bir kız çocuğunun ömrü boyunca meme kanserine yakalanma riski ise yaklaşık %12, bu maalesef ki çok yüksek bir oran. Yapılan araştırmalara göre her 8 kadından birinin, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını, erkeklerde ise kanser riskinin daha az olduğunu gösteriyor. Meme kanseri ile ilgili bilgi kirliliği ise kafa karışıklığına neden olmaktadır. Bu yazımızda meme kanseri ile ilgili tüm soruları yanıtlayarak bu bilgi kirliliğini sizler için ortadan kaldıracağız.

Meme Kanseri Nedir?

Meme kanseri, genel olarak meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilen ve en sık kanallarda meydana gelen bir kanser türüdür. Meme içerisinde süt yapan kesecikler ve bunları taşıyan kanallarda gelişir. Dünya genelindeki kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alan meme kanseri çoğunlukla menopoz sonrasında görülürken, son yıllarda ciddi anlamda 40 yaş altı kadınlarda da sıklıkla görülmeye başlamıştır.

 

ABD’de her 8 kadından biri, Avrupa’da ise her 10 kadından birinin yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski bilinmektedir. Günümüzdeki teknolojik gelişmeler ve erken tanı olanakları, meme kanserinde yaşam kayıplarını ciddi oranlarda önlemektedir. Ayrıca Batı ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucunda toplumların meme kanseri bilincinin artırılması meme kanserine bağlı ölüm oranlarının düşük kalmasını sağlayan bir başka faktördür.

 

Meme Kanserinin Belirtileri

Meme kanserinde önemli olan, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı saptayabilmek. Çünkü belirtilerin gelişmesi, kanserin ilerlediği anlamına gelmektedir. Meme kanseri belirtileri;

  • Koltuk altında veya memede ele gelen kitle
  • Memenin şeklinde veya boyutunda oluşan değişiklik
  • Meme başından kanlı akıntı gelmesi
  • Meme başında veya memenin derisinde şekil ve renk değişikliği
  • Meme başında içeriye doğru çekilme olması
  • Memede kitle olmamasına rağmen koltuk altında ya da boyunda bir beze görülmesi

 

Meme Kanserinde Risk Faktörleri

Bazı risk faktörlerine sahip kadınlarda meme kanseri görülme ihtimali artmaktadır. Ancak yine de risk faktörlerini taşımayan kadınlarında meme kanserine yakalanma riski bulunmaktadır. Meme kanserinde ileri yaş önemli bir risk faktörünü oluşturmaktadır. 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanserinin görülme sıklığı, 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazla olmaktadır. Bu nedenle, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda mamografi testlerinin önemi artmaktadır.

Risk faktörleri:

  • Aile içinde meme kanseri öyküsünün bulunması
  • Adetlerin 12 yaşından önce başlamış olması
  • Doğum yapmamış olmak
  • İlk doğumunu 30 yaşından sonra yapmış olmak
  • Geç yaşta menopoza girmek
  • Kilolu olmak ve özellikle menopoz dönemi sonrası kilo almak
  • Sigara kullanmak riski artırmaktadır

 

Meme kanserine neden olduğu bilenen bazı genler tarif edilmiştir ve genetik test yoluyla tespit edilmektedir. Bu test ailesinde;

  • Erken yaşta meme kanseri
  • Her iki memede meme kanseri
  • Meme dışında erken yaşta yumurtalık kanseri
  • Akrabaları arasındaki bir erkekte meme kanseri olan kişilere genetik çalışma yapmak düşünülebilir.

 

Genetik testler meme kanseri konusunda uzman genetik danışma merkezleri ve birçok özel hastanede yapılmaktadır. Kişilerin aile öyküsü detaylı olarak değerlendirilmekte ve çıkan sonuçlar doğrultusunda test uygulanmaktadır. Genetik testler erken yaşta meme kanseri olan kadınlarda da yapılmaktadır.

Buradaki amaç, kardeş ve çocukların risk haritasını çıkarmak ve tedaviye devam ederken detaylı bilgi sahibi olmaktır.

Meme Kanserinin Erkeklerde Görülme Oranı Nedir?

Meme kanserinin sadece kadınlara özgü bir hastalık olduğu bilinmektedir. Bu yanlış bir bilgidir ve meme kanserlerinin yaklaşık %1’i erkeklerde görülmektedir. Erkeklerde bu oranın az olmasının iki nedeni; erkeklerde meme dokusunun kadınlara göre azlığı ve erkeklerin hormonal yapısının kadınlardan farklı olmasıdır. Erkeklerde meme kanseri daha çok 65 yaşın üstünde görülür.

 

Çok az erkek meme kanserinin farkına varır ve bu nedenle hastalık tanısı kadınlara göre daha geç konur, kanser teşhisi konulduğunda da hastalık genellikle ilerlemiş olur ve tedavisi de buna bağlı olarak zorlaşır. Bu nedenler, erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları ve vücutlarındaki değişikliklerin farkında olmaları gerekmektedir.

Meme Kanserinin Tedavisi

Meme kanseri konusunda yapılan araştırmalar kadınların bilinçlendirilmesi son yıllarda bu hastalığa bağlı ölüm oranlarını azaltmaktadır. Hastalığın hem tanısı hem de tedavi yöntemlerinde birçok gelişme yaşanmaktadır. Meme kanserinin türlerine göre tedavi yöntemleri de gün geçtikçe farklılaşmakta ve kişiye özel tedaviler uygulanmaktadır.

Meme kanserine yakalanma riskinin ortalamadan yüksek olduğunu bildiğimiz kadınları daha iyi ayırt ediyor olmamız, kadınların kendi meme yapılarını daha iyi tanımaları, memelerinde oluşan değişikliklerin farkına varmaları ve düzenli olarak koruyucu meme taramalarını yaptırmaları gibi bilinçli davranışlar günümüzün tıp teknolojisiyle birleştiğinde, meme kanseri iyileştirilebilen bir kanser türü haline geliyor.

Meme kanserlerinin yaklaşık %10’u kalıtsal genetik faktörlere bağlıdır. Bunlardan da %85’i BRCA1, BRCA2 olarak bilinen gen mutasyonlarına, geri kalanı ise başka genlerdeki mutasyonlara bağlıdır.

Ailesel kanser riskinin yüksek olduğu belirlenen hastalarda bu genetik mutasyonların olup olmadığına bakılabilmektedir. Şayet bu mutasyon varsa, ilerleyen yıllarda meme kanseri ve yumurtalık kanseri olma olasılığının çok yüksek olduğu bilinmektedir. Buna bağlı olarak erken test yaptırma, ilaç kullanarak kanser riskini düşürme, ilerlemiş seviyelerde ameliyatla meme dokusunu çıkararak hastalığı önleyici bazı yaklaşımlar önerilmektedir.

Memem kanserine yakalanmış ve erken evrede tanı konup ameliyat edilmiş olan hastaların önemli bir kısmı, gelişmiş ve güvenirliği kanıtlanmış yeni genetik testler sayesinde kemoterapi vermeden izlenebilmektedir. Bu yaklaşım ile kanser hastaları hem kemoterapinin yan etkilerinden korumuş olur hem de yaşam kaliteleri korunur.

Meme kanserinin tedavisindeki yeni tekniklerden biri de radyoterapiyi ameliyat esnasında vermek. Bu yöntem ile hastaya zaman kazandırılarak bazı tıbbi faydalar sağlanabilmektedir. Normalde, meme kanseri ameliyatlarında öncelikle tümörü çıkarmak için bir cerrahi işlem yapılır, daha sonra ise ilerleyen haftalarda radyasyon tedavisi uygulanır. Ancak intraoperatif radyoterapi yönteminde radyoterapi ameliyat esnasında, tümör alındıktan hemen sonra uygulanmaktadır. Böylece, 4-5 hafta kadar süren radyoterapi tedavisi sadece 30-40 dakika içerisinde tamamlanabilmektedir.

Erken tanı için mamografi çektirmek ne kadar önemli?

Meme kanseri riski ilerleyen yaşla birlikte artar. Düzenli doktor kontrolleri içinse ideal yaş sınırı 40-45 yaşları arasıdır. Risk altında olan kadınların 40 yaşından sonra her yıl, risk altında olmayan kadınların ise 45 yaşından sonra her yıl düzenli olarak muayene, mamografi ve ultrasonografi testlerinden geçmesi önerilmektedir. Kişide özel bir risk varsa da daha sık kontrollere gitmesi önerilmektedir. Mamografi ise bugün için meme kanseri açısından en önemli tarama testidir. Memenin yapısı nedeniyle bazı durumlarda mamografi fazla bir bilgi verememektedir ve bu durumlarda MR çekerek risk altındaki kişi izlenmektedir.

Emzirmek meme kanseri riski düşürülür mü?

Emziren kadınlarda meme kanseri riski daha az, emzirmeyenlerde ise daha yüksek diye bir şey söz konusu değildir. Bir kadın için bebeğini emzirmesi ya da emzirmemesi özel bir risk faktörü oluşturmamaktadır. Kısacası, bireyin taranması kuralları değiştirmemektedir. Bu gibi bilgiler toplumlar için saptanabilen ve akademik değeri olan farklılıklar olabilir. Fakat risk taşıyan bireyler için bunlar çok fazla anlam ifade etmez. Örneğin, meme kanserine yakalanma oranınız %10’dan %10.5’e çıkması risk altında olanlar için bir şey ifade etmemektedir. Kadınların esas bilmesi gereken ve gerçek riski artıran önemli bilgi ise ailede, anne tarafında yoğunlaşmış meme kanseri vakalarıdır.

 

Meme kanseri ameliyatı geçirmiş kadınlar da emzirebilir mi?

Meme kanseri operasyonu geçirmiş kadınlar (memesinin tamamı alınmamış olanlar) genellikle bebeklerini emziremeyecekleri konusunda endişe ederler, ancak ameliyat edilmiş ve tedavisi tamamlanmış meme sağlam olan meme gibi süt salgılamaya devam eder ve böylece emzirme her iki memeden yapılabilir.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir