Kalp Krizi Nedenleri, Dikkat Edilmesi Gerekenler

76
Bu makeleyi Ortalama 8 dakikada okuyabilirsiniz.

Dünya genelinde ve ülkemizde en başta gelen ölüm nedenlerinden biri olan kalp krizi, genellikle istirahatte, daha nadir olarak da ağır bir eforla başlayan belirtiler veriyor. Kalp krizi belirtileri vakaların %90’ın da tipik göğüs ağrısı şeklinde olsa da, bazı hastalarda üst karın bölgesindeki ağrı, mide şikayetleriyle karıştırılabilmektedir. Hatta alt çeneye vuran ağrı nedeniyle diş hekimine başvuran kişiler bile olabiliyor. Erkeklerde 40’lı, kadınlarda ise menopoz dönemi sonrası 50’li yaşlarda kalp krizi riski artmaya başlıyor.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?

Kalp krizi çoğunlukla istirahatte başlayan, daha nadir olarak da ağır bir efor sarf edilirken başlayan belirtiler verir. Kalp krizinin en bilindik belirtisi olan göğüs ağrısı iki göğsün ortasında baskı tarzında ve yavaş başlayan ama giderek şiddetlenen bir ağrıdır. Bu göğüs ağrısı omuzlara, sırta, kolların iç yüzüne, alt çeneye ve karna doğru yayılabilir. Ağrıya soğuk terleme, nefes darlığı, bulantı, halsizlik ve solukluk eşlik edebilir. Kalp krizi belirtileri kişiden kişiye ve zarar gören kalp kası bölgesine göre değişken şekillerde ortaya çıkabilir.

Kalp Krizi Anında Ne Yapmak Gerekir?

Kalp krizi vakalarında hayatını kaybeden hastaların yarısından çoğu daha hastaneye ulaşamadan kaybedilmektedir. Bundan dolayı kalp krizi belirtileri ortaya çıktığında, kalp hastalıkları uzmanının bulunduğu ve koroner yoğun bakım ünitesi bulunan bir sağlık kuruluşuna en kısa sürede ulaşılması gerekir. Koroner damar tıkanıklığı 20 dakikayı geçtiğinde kalp kasları hasar görmeye başlar ve müdahalede ne kadar geç kalınırsa, bu hasar o kadar geri dönüşümsüz ve büyük olur. Bu nedenle tedaviye bir an önce başlamak gerekir.

Hastaneye ulaşana kadar geçen sürede kalp krizi şüphesi taşıyan kişiye hemen bir aspirin çiğnetilmesi, hastanın oksijensiz kalmasını ve kalbinin yorulmasını olabildiğince engellemek için 45 derecede yatar pozisyonda dinlenmeye alınarak çevresinin boşaltılması gerekir. Hastaneye ulaşıldığı zaman kalp elektrosu ve yapılan kan tetkikleri neticesinde bir kalp krizi olduğu kesinleştirilirse, hasta hemen koroner yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınır.  Uygun ve zamanında yapılan tedaviler sayesinde kalp krizi vakalarında yaşam kaybı yüzde 30 daha azaltmaktadır.

Kalp Krizi Nedir?

Kalp kasının bir bölümüne giden kan akımının aniden kesilmesi sonucu kalp krizi ortaya çıkar. Kalp krizi vakalarının %90’ı aniden ve istirahat halindeyken oluşur. Bazen de kalp krizi, kalbin aşırı oksijene ihtiyaç duyduğu hallerde bu ihtiyacı kan damarlarının karşılayamaması sonucu meydana gelir. Bu durum ağır eforlarla örneğin; halı saha maçında, yokuş yukarı hızla koşarken oluşabilir.

Kalp Krizi Tehlikesi Ne Zaman Başlar?

Kalp, vücuttaki diğer kaslar gibi bir tür çizgili kastan oluşur. Normal fonksiyon görebilmesi için kanla gelen oksijene ve besin maddelerine (yağ asitleri ve glukoz) ihtiyaç duyar. Kalbe kanı getiren damarlara koroner damarlar denmektedir. Bu koroner damarların herhangi birinde kan pıhtısı oluşması halinde kan akımını aniden durur ve o bölgedeki kalp kası oksijensiz ve besinsiz kaldığı için normal fonksiyonunu göremez, kasılması bozulur.

Kan akımının kesilmesi 20 dakikadan fazla sürmesi halinde o bölgedeki kalp kasında kalıcı bir hasar meydana gelir. Eğer bu süre 4 saati geçerse o koroner damar bölgesindeki kalp kası tamamen canlılığını kaybeder. Bu nedenle kalp krizinde adeta zamanla yarışan bir çaba ile erken müdahale önemlidir. Kalp krizi vakası anlaşıldığında gelişmiş kalp merkezlerinde kalp krizi geçirmekte olan hastaya acil koroner anjiyografi ve tıkalı damarı balon kateterle açma, ardından da tam açıklığı sağlayacak bir stent yerleştirme işlemi yapılmaktadır. Bu işlemin gerçekleştirilemediği ya da geciktiği durumlarda ise pıhtı eritici özel ilaçlar kullanılmaktadır.

Kalp Krizini Tetikleyen Etkenler Nelerdir?

Koroner arter hastalığı (kalp damar hastalıkları) için tanımlanmış risk faktörleri aynı zamanda kalp krizi geçirme riski için de geçerlidir. Bunlar;

• Sigara

• Aile öyküsünde 55 yaşından önce kalp krizi vakası bulunması

• Şeker hastalığı

• Kilo fazlası

• Hipertansiyon

• Yüksek kolesterol

• Düşük HDL kolesterol

• Stres

• Fiziksel aktivitenin az olduğu yaşam tarzı

Bu risk faktörlerinden bir veya hiç bulunmayan kişiler düşük risklidir. 2 ile 3 risk faktörü bulunuyorsa orta, üçten fazla risk faktörü varsa yüksek risk altındadır. Ayrıca aileden gelen genetik yatkınlık dışında olan risk faktörlerini ortadan kaldırmak kişilerin elindedir.

Kalp Krizi Genetik midir?

Kalp krizi çok sayıda risk faktörünün birleşmesiyle oluşan ortak bir sonuçtur. Kalp krizi sadece genetik faktörler nedeniyle oluşsaydı, kaçınılmaz bir kader olarak değerlendirilirdi. Oysa tek yumurta ikizlerinde bile (genetik özellikleri neredeyse %100 benzer olan kişiler) biri kalp krizi geçirebilirken diğeri hiç kalp krizi geçirmeyebilir. Genetik faktörler dış etkenlerle birleştiğinde kalp krizi riski artar.

Hangi Yaşlar Kalp Krizi Konusunda Yüksek Risklidir?

Kalp krizine neden olan ve koroner damarların duvarlarında biriken kolesterol plakları daha çocukluk döneminden başlayarak oluşmaya başlar. Bu plaklar ilerleyen yaşlarda büyüyerek belli bir hacme ulaştığında komplike olma eğilimi gösterir. Yani koroner damar duvarında bulunan kolesterol yüklü plak, yırtılma ya da ülsere olma eğilimine girer. 20’li yaşlarda bile koroner damar duvarında tespit edilmiş olan kolesterol plakları genellikle 40’lı yaşlara gelindiğinde çatlama, ülsere dönme ve aniden damar duvarını bozarak kan pıhtısı ile kan akımının kesilmesine yol açabilir.

Yapılan araştırmalarda erkeklerde 40’lı yaşlar, kadınlarda ise menopoz dönemi sonrası 50’li yaşlar kalp krizi riskinin ciddi olarak artış gösterdiği kanıtlanmıştır. Yaşın ilerlemesiyle bu risk daha da artar.  Ayrıca kolesterolden, fast food beslenme tarzı ve sigara alışkanlığında artış, daha stresli ve düzenli spor yapmayan bir yaşam tarzının gençler arasında yaygınlaşması kalp krizi yaşını 30’lu yaşlara kadar indirmektedir. 30-40 yaş arası erkeklerde düzensiz olarak yapılan ağır spor türleri (örneğin haftada bir ya da ayda bir iki kez halı saha futbol maçı) riski 5-6 kat artırmaktadır. Buna karşın haftanın en az 3-4 günü yapılan düzenli egzersiz (hızlı tempolu 1 saat kadar bir yürüyüş) riski azaltır.

Kalp Krizi Riskini Azaltıcı Önlemler Nelerdir?

Genetik yatkınlık dışındaki hemen hemen kalp krizine neden olabilecek tüm risk faktörleri modifiye edilebilir, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla belli sınırlar içerisinde kontrol edilebilir faktörlerdir. Bunun için;

• Sigaranın bırakılması

• Fazla kiloların verilmesi

• Kolesterol seviyelerinin normal sınırlarda tutulması

• Kan basıncının normal seviyelerde tutulması

• Tuz ve yağdan fakir bir beslenme tarzının benimsenmesi

• Haftanın bazı günleri yapılan düzenli spor aktivitesi alınacak önlemlerdir.

Kalp Krizi Atlatan Bir kişi İleride Nelere Dikkat Etmelidir?

Kalp krizi geçiren bir hasta ilk tedavisi tamamladıktan sonra kalp kasında oluşan hasarın ciddiyetine göre hastaneden çıkmadan hastanın riski belirlenir ve buna göre bir tedavi planı çizilir. Acil anjioplasti ile müdahale edilmiş ve kalp kasında fazla hasar bulunmayan bir hasta 2 gün sonra taburcu edilip bir hafta sonra da işine geri dönebilecek duruma gelebilir. Buna karşın kalp kasında fazla miktarda hasar meydana gelen hastalarda bu hasarın iyileşmesi bir aya kadar uzayabilir ve bir kısmında kaybedilen kalp kası nedeniyle kalbin pompalama gücü azalarak kalp yetersizliğine neden olabilir.

Uzun dönemde uygulanması gereken önlemler ise tekrar bir kalp krizi geçirme riskini azaltmak için yaşam tarzı değişiklikleri ve kalp koruyucu ilaç tedavilerini içerir.

Bunun için;

• Doktorun vereceği tedavi planına uyulmalı

• Düşük yağ ve tuz içeren diyet yapılmalı

• İdeal kiloya ulaşılmalı

• Tansiyon ve kolesterol normal sınırlarda tutulmalı

• Doktorun önerdiği sıklık ve seviyede egzersize başlanmalı

• Sigara içilmemeli

• İlaçlarınızı yanınızda taşımalı ve hangisinden ne dozda aldığınızı öğrenmelisiniz

• Düzenli kontroller yaptırılmalı

• Hangi durumlarda tekrar hastaneye başvurulması gerektiği doktora sorulmalı

Kalp Krizi Geçirirken Yalnız Olan Kişi Ne Yapmalıdır?

Kişinin kalp krizi geçirdiği sırada tıkalı olan damarını açabilmek için yapacağı bir müdahale yoktur. Bunun yanında;

• Öncelikle göğüste ağrı başladığı anda telefonla yakınlarınızı arayarak durumu haber verin.

• Bulunduğunuz yerin kapısını açık bırakın. Böylece yardıma gelecek olan kişinin işini kolaylaştırmış olursunuz.

• Kuvvetlice öksürmek geçici olarak kan akımını artırabilir. Yeni başlamış bir pıhtıyı yerinden sökme ihtimali çok düşük olsa da burun deliklerinizi kapatarak kuvvetli biçimde öksürmeyi deneyin.

• Evde aspirin bulunuyorsa, bir bardak su ile alın.

• Aspirin ve su dışında kesinlikle bir şey yiyip içmeyin.

• Pencereyi açarak bulunduğunuz odaya oksijen girmesini sağlayın.

• Yardım gelmesini, oturarak ya da bekleyin. Kesinlikle ayakta beklenilmemeli, çünkü kalp krizi ile hastaneye gelen bir kişinin bir travma sorunu olmaması gerekir. Şayet kişi düşerek başını çarpmışsa, kalp krizi ile ilgili yapılacak test ve tedaviler, başa alınan darbe nedeniyle yapılamayabilir.

• Ağrıyı azaltmak için kesinlikle egzersiz yapmayın.

• Sıcak ya da soğuk suyun altına kesinlikle girmeyin. Özellikle soğuk su bu gibi durumlarda çok tehlikelidir. Çünkü kalp damarlarını büzer ve tıkalı olmayan damarların da tıkanmasına neden olabilir.

• Telefon konuşması sırasında ve daha sonra eve gelen doktorla olan konuşmanızda da kalp krizi şüphenizi anlatın. Kadınların kalp krizi durumunda, erkeklere nazaran daha farklı belirtiler gösterdiği unutulmamalıdır.

• Kendinizi mümkün olduğunca en hızlı şekilde uygun bir kliniğe havale ettirin. Bu süreçte her dakika önemlidir.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir