Güneş Işınlarından Korunmanın Yöntemleri

60
Bu makeleyi Ortalama 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Güneşin zararlı etkilerinden korunmanın sıcak yaz aylarında cilt sağlığı için önemlidir. Güneşe fazla sürelerde maruz kalmak ciltteki pigment üreten hücreleri uyarır, melazmanın oluşmasına ve tekrarlamasına sebep olur.

Yaşlılık lekesi olarak bilinen lentigolar ise güneşe maruziyetin en fazla olduğu alın, burun, yanaklar, dekolte ve el üstlerinde daha fazla görülürler. Güneş, cilt lekelerinin oluşumunda en önemli faktördür. Hava sıcaklıklarının artmasıyla beraber, özellikle ciltte oluşan lekelere karşı daha duyarlı olunmalı ve çeşitli önlemler alınmalıdır. Genelde kadınlarda yanaklar, burun, alın ve dudak üstünde kesin oluşum nedeni bilinmeyen kahverengi geniş lekeler (melazma) daha çok buğday ve esmer tenlilerde 30’lu yaşlardan sonra görülmektedir.

 

Yapılan araştırmalarda ise tiroid sorunu olan kadınlarda melazmanın daha sık görüldüğü saptanmıştır. Açık tene sahip olan kişilerde güneşin deride yıllar içinde yarattığı etkiyle ortaya çıkan ve lentigo olarak adlandırılan “yaşlılık” lekeleri ise daha geç yaşlarda ortaya çıkmaktadır.

 

Bazı ilaçların kullanılması ile leke oluşumu artmaktadır. Tansiyon ve kalp ilaçları ile antibiyotikler güneşe duyarlılık yaratarak lekeye neden olabilirler. Leke oluşumu ve tedavi yaklaşımında kullanmak istediğiniz ilaçları dermatoloğunuza belirtmeniz de önemlidir. Ayrıca, melazması olan kişilerde mümkünse doğum kontrol haplarının kullanılmaması tavsiye edilir. Lekelerin tedavi sürecinde ayırıcı tanı önemlidir. Dermatoloğunuz tarafından yapılan incelemede lekeyle kendini gösteren birçok hastalığın tanısı konulduktan sonra, farklı yaklaşımlarla tedavi yöntemleri uygulanabilir. Klasik leke tedavisi her hastalık için uygun olmamaktadır.

Güneş ortamdan sonra solaryumdan uzak durmak, uygun ve yeterli miktarda güneşten koruyucu kullanmak melazmanın ve lentigonun oluşmaması için en öncelikli şarttır. Özellikle yaz ve bahar aylarında yüz bölgesine tahriş yaratabilecek işlemlerin uygulanmasından kaçınılmalıdır. Bu tür işlemler leke oluşumunda veya melazmanın tetiklenmesinde etkin rol oynar.

Renk açıcı özellikli ürünler, kimyasal soyucular, lazer uygulamaları leke sorunlarının tedavi sürecinde yer alır. Ancak sonuçlar her zaman yüz güldürücü olmayabilmektedir. Kullanılan yöntem ne olursa olsun tedavinin en önemli unsuru, yapılan işlem sonucunu koruyabilmektir. Tam iyileşmeden güneşe korunmasız çıkılması halinde daha ilk günün sonunda lekelerin tekrarladığı görülebilmektedir.

Güneş koruyucuları leke ve melazma tedavisinde vazgeçilmezlerdir. Güneş koruyucularının UVB ve UVA ışınlarına karşı etkili geniş spektrumlu fiziksel veya kimyasal koruyucuları içeren ürünleri yeterli miktarda ve sıklıkta uygulanmalıdır. Dışarı çıkmadan yaklaşık 30 dakika önce yüz ve boyun için yaklaşık iki parmak boyu sıkılan güneş koruyucu bütün gün güneşin zararlı etkilerinden koruyacaktır. Lekelerin tedavi sürecinde güneşten korunmayla leke açıcı ilaçlı krem kombinasyonları etkili olmakla birlikte, belirgin bir etkinin ortaya çıkması için 4-5 ay gibi bir süre gerekmektedir.

Yeterli yanıt alınamayan çok dirençli lekelerde ise ikinci basamak tedavi yöntemi olarak glikolik asit ve TCA gibi kimyasal peeling yöntemleri ve fraksiyonel lazer, düşük enerjili Q anahtarlı lazer veya bunların bir arada kullanılması esasına dayanan kombine lazer uygulamaları yapılabilir. Ancak hiçbir lazer veya peeling uygulamasının leke tedavisinde kesin ve kalıcı bir etki gösterdiği iddia edilemez.

 

Güneş yanığıyla karşılaşıldığında neler yapılmalıdır?

Çocukluk döneminde bir ya da daha fazla su kabarcıklı güneş yanığı, kişinin melanom yani deri kanseri geçirme olasılığını iki kattan fazla artırmaktadır. Kişiler tüm yaşamları boyunca alacakları toplam UV değerinin %50’sine yaşamlarının ilk 20 yılında maruz kalmaktadır. Bu duruma bağlı olarak özellikle çocukların güneşten korunması, ileri yaşlarda gelişebilecek deri kanserlerinin önlenmesi bakımından son derece önemlidir.

 

Güneş yanığıyla karşılaşılması halinde öncelikle gölgeli bir yere geçilmeli ve yanan bölgeye soğuk suyla kompres uygulayıp parfümsüz bir nemlendirici sürülmelidir. Güneş yanıkları sorunlarında vücuda yoğurt, limon, diş macunu gibi şeyler sürülmemeli ve vücut su toplarsa bir cilt hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Bu süreçte bol sıvı alımı da çok önemlidir. Aşırı su ve tuz kaybı vücudun ısı-ayar sistemindeki dengenin bozulmasına sebep olur.

Güneş çarpmasıyla karşılaşıldığında neler yapılmalıdır?

Güneş çarpması olarak bilinen tabloda ise; yüksek ateşle birlikte çarpıntı, baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, kol ve bacak kaslarında ağrılı kramplar, huzursuzluk, bayılma, havale, bilinç bulanıklığı, konuşma ve yürüme güçlüğü, halüsinasyon gibi semptomlar ortaya çıkar. Acil olarak müdahale edilmediği taktirde ölüme bile neden olabileceğinden bu durumlarda muhakkak acil müdahale gerekmektedir.

Güneş ışınlarının zararlarından korunmak için yapılması gerekenler:

  • Gün ortasında güneşte bulunma zamanını sınırlanmalıdır. Özellikle yaz aylarında 10.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkmamaya özen gösterilmelidir.
  • Güneşin beton, kum ve sudan yansıyarak gölgede bile yakıcı özelliğini koruyacağı bilinmelidir.
  • Mümkünse sıkı dokunmuş, güneşten koruyucu özelliğe sahip giysiler giyilmeli ve baş çevresini yaklaşık 10 santimetre genişliğinde çevreleyen geniş kenarlı şapkalar takılmalıdır.
  • Kataraktı önlemesi sebebiyle güneşten koruyucu gözlükler kullanılmalıdır.
  • Cilde dışarıya çıkmadan yaklaşık 30 dakika önce geniş spektrumlu (UVA/UVB) ve yüksek SPF (güneşten koruma faktörü) içeren koruyucu ürün sürülmelidir.
  • Güneş koruyucu krem veya losyonun üzerinde yazan koruma değerine ulaşmak için ortalama bir yetişkinin bir seferde tüm vücuduna yaklaşık 35 ml güneş koruyucu ürünü sürmesi gerekir.
  • Güneş koruyucu özellikle burun, yanaklar, dudak üstü, kulaklar, boyun, sırt, eller, kolların dış yüzü, ayak üstleri, saçsız baş derisine sürülmeli, yüzme ve aşırı eforlardan sonra her 2-3 saatte bir sürme işlemi tekrarlanmalıdır.

 

Her gün 30 dakika kadar baş, kol ve bacakları çıplak olarak güneşlendirilen bebek, vücudu için gerekli D vitaminini sentezler. Düzenli güneş koruyucu kullanımı sonrasındaysa D vitamini yetmezliği geliştiğine dair herhangi bir laboratuvar sonucuna rastlanmamıştır. D vitamin sentezi olsun diye koruyucu kullanmayıp kansere yakalanma riskini artırmak yerine, yeterli dozda güneşten faydalanmak doğru olacaktır.

Deri kanserleri riskine karşı güneşten korunma büyük önem taşıyor

Güneş ışınları hayatımızın en önemli öğelerinden biridir. Güneş ışınlarının aracılığı ile vücudumuza gerekli olan D vitamini sentezinin bir kısmı gerçekleşmektedir.

Ayrıca dermatolojik birçok hastalıkta güneş ışınlarının tedavi edici etkisinden yararlanılır. Fakat belli dozun üzerinde alınan güneş ışığı, vücutta zararlı etkilerin oluşmasına neden olmaktadır. Çünkü güneş ışınları ultraviyole radyasyondur.

Güneş ışınlarından yeterince korunulmaması halinde güneş yanıkları, cilt lekelenmeleri, çillenmeler, deride kırışıklıklar, mevcut ben sayısında artma ve benlerde DNA hasarına bağlı gelişen deri kanseri gelişimi oluşmaktadır. Bu nedenle deri kanserlerinin önüne geçilmesinde güneşten korunma, büyük önem taşımaktadır.

Bu olumsuz faktörlerin önüne geçebilmek için neler yapılmalıdır?

Sıcak yaz günlerinde saat 10.00- 16.00 arasında mümkün olduğunca güneşten uzak durulmalıdır. Uygun ve renkli giysiler ve geniş kenarlı şapkalar tercih edilmelidir. Işınlardan korunmada bir diğer önemli unsur ise güneş koruyucularının kullanımıdır. Bu kremler güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli ve 2 -3 saatte bir tekrarlanmalıdır. Ayrıca terleme sonrasında ve denize girip çıktıktan sonra bu tür kremler tekrar sürülmelidir.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir