Depresyon Nedenleri ve Tetikleyen Faktörler

77
Bu makeleyi Ortalama 6 dakikada okuyabilirsiniz.

Depresyon Nedenleri

Depresyon denildiği zaman insanların çıkamadığı dipsiz bir kuyu akla gelir. Depresyona girmek ise bilhassa küçük yaşlarda bir eğilime dönüşebilir. Ancak bunu psikolojik anlamda göz önüne aldığımız zaman çok daha derin bir yapıdan söz etmek mümkün hale geliyor. İnsanların aklında ise çoğu zaman üzgün olma, mutsuz olma, umutsuz olma gibi tanımlarla bağdaştırılmıştır.

Aslında temelinde bu gibi noktalar bariz bir yer kaplar. Ancak bu kadar basit bir olgu olmadığını anlamak uzun sürmeyecektir. Bir olay karşısına verilen ve temelinde insanın kendisini üzgün hissettiği her an basit bir olgu olarak düşünülebilir. Ancak depresyon denildiği zaman bu duygudan çıkamamak ve bu duygunun hayata yön vermeye başlaması gibi sorunlar doğmuş oluyor.

Gerçekten çok fazla insanın etkisi altında olduğu bir durumdan söz etmek mümkün olabiliyor. Yaşam standartlarımız, olası ilişki problemleri, maddi ve manevi doyumsuzluklar ya da sorunlar buna sebep olabiliyor. Kişinin psikolojik olarak her zaman olumsuz olanı düşünme eğilimine kapılması ise dipsiz kuyunun ilk adımı olarak nitelendiriliyor. Çünkü yaşanabilecek veya yaşanması mümkün olmayan bir olay için bile olumsuz bir öngörü oluşabiliyor.

Çoğu zaman insanların çevresindekilere karşı tepkisi depresyonun bir şımarıklık ürünü olduğunu lanse etmesiyle sonuçlanır. Yani sürekli olarak depresyonda olan ya da depresif düşünen insanların bunu bir silah olarak kullandığı sanrısı yaygındır. Oysa bu gibi durumlarda profesyonel bir desteğin çok önemli olduğunu ve kesinlikle bir Psikaytr desteği ile sonuçlanması gerektiği bilinmelidir.

Beynimizde Önemli Olan Bölümler

Beynimizin pek çok bölümü vardır ve her birinin farklı bir görevi olduğu söylenebilir. Bölümlere ayrılmış olan bu karmaşık yapıyı depresyon nedenleri için ele aldığımızda ise ciddi sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Hipokampus, Talamus ve Amigdala bölümlerinin depresyon benzeri psikolojik durumlarda etkin bir rol üstlendiği ortaya çıkarılmıştır.

  • Hipokampus

Stresin artması veya korku gibi duyguların sık yaşanması durumunda sinir harbi yaşanabilir ve Hipokampus bölgesi gereğinden daha hassaslaşabilir. Bu bölümde beynimiz tüm korkularımızı ve stres altında kaldığımız anları kayıt altına alır. Hayatımız boyunca yaşadığımız travmalar için bu bölgeye bakılabilir. Eğer boğulma tehlikesi geçirdiyseniz bunu uzun yıllar sonra bile hatırlayarak korku ve strese kapılmanızı Hipokampus bölümü sağlar.

  • Talamus

Yaptığımız tüm hareketler, konuşmalarımız, verdiğimiz mimikler, bir kitap okurken aklımıza giren bilgiler ya da duyu organlarımızla hissettiklerimiz beynin Talamus bölümünün eseridir. Doğal olarak psikolojimizi etkileyen birçok unsur burada karşımıza çıkabilir.

  • Amigdala

Bir olayla karşı karşıya kaldığımız zaman Amigdala bölümü devreye girer ve sinyallerle bize bazı hormonları aşılamaya başlar. Çünkü beynimizde öfke ve nefret gibi durumlar buradan çıkar. Aynı şekilde üzüntü veya olumsuz hissiyatların çok artmasında psikolojik anlamda da ilk referans alınan kısım olacaktır.

Depresyonu Tetikleyen Faktörler

Depresyona neden olan unsurlar beyin ve sinir hastalıkları ile doğrudan ilgili olabilir. Ancak bazı durumlarda kişinin kendi kendini değersiz hissetme arzusundan kaynaklandığı da belirtiliyor.

  • Beyin ve Sinir Kaynaklı Sorunlar

Beynimiz çeşitli kimyasallar vasıtasıyla hormon dengesini korumaktadır. Sinir hücreleri ise buna bağlı olarak çeşitli tepkimelere yol açar. Mesela mutluluk anında serotonin salgılanması buna örnek gösterilebilir. Ancak bazı durumlarda mutlu bir haber alındığında bile yeterli miktarda serotonin salgılanmaz. Haliyle insan depresyon durumunu tam manasıyla hisseder. Tıbbi olarak dopamin hormonunun fazla veya gereğinden az salgılanması depresyon başlangıcı için yeterli bir beyin reaksiyonu yaratabilir.

  • Genetik

Kalıtımsal olarak depresif bir yapıya sahip olabilme ihtimaliniz var. Aile bireylerinde psikolojik olarak bu tip sorunlara yatkınlık var ise depresyon teşhisi konulması daha yüksek bir ihtimal olabilir.

  • İlaç Kullanımı ve Rahatsızlıklar

Bazı ilaçların dozaj olarak çok yüksek olması sebebiyle beynin işlevini tam manasıyla yerine getiremediği görülür. Dolayısıyla düzenli ilaç kullananlarda tıpkı diğer rahatsızlıklar gibi pek çok etki gözlemlenebilir. Benzer bir durum belirli hastalıkların özellikle beyin ve sinir ağı üzerindeki etkisi olarak saptanabilir.

  • Gen Yapısı

Genlerimizin yapısı tüm kişiliğimizi, davranışlarımızı ve yapımızı ortaya koyar. Dolayısıyla bir olay karşısına verilen tepkinin farklılığı budur. Bir babanın ölüm haberini alan iki çocuğun üzüntüsü, siniri, stresi ve öfkesi çok farklı boyutlarda olabilir. Oysa aynı konumda ve aynı seviyede üzüntüye maruz kalmalarına rağmen bu durum göz ardı edilebilir.

  • Yaşanan Olaylar ve Travma

Depresyon teşhisi konulan kişilerin çok büyük bir çoğunluğu için atlatılamamış bir travma başrol oynar. Bu kimisi için bir aile büyüğünün vefatı iken kimisi için çok daha ağır bir psikolojik unsur olabilir. Cinsel istismar ya da cinsel taciz, tecavüz, dayak, psikolojik şiddet, sosyal fobi gibi durumlar veya bu durumlara yol açan faktörler etkileyici olabilir. Unutulamamış kötü bir deneyimin yıllar boyunca depresif bir duygu durumu yaratabileceği açıklanmıştır.

  • Sinirler Arasında İletişim Bozukluğu

Vücudumuzda serotonin, dopamin, noradrenalin, GABA ve glutamat olmak üzere sinirler arası iletişimi sağlayan kimyasal hormonlar vardır. Bu hormonlar beyin tarafından yaşanan olaylara karşı salgılanır. Fakat bunun her zaman eşit miktarda olmayacağı aşikâr. Bazı kişilerde ise tam tersine çok az ya da çok fazla salgılandığı gözlemlenir. Doğal olarak depresyon için önemli bir kaynaktır. Çünkü sinirler üzerinden iletilen bu yapının ulaşabildiği ya da ulaşamadığı kısım depresyon için önemli bir ayrıntıya dönüşür.

  • Stres İçerisinde Olmak

Aslında bunu bir noktada travma ile özdeşleştirebiliriz. Ancak geçmişten ziyade o an için yaşanabilecek bir durumu ele alacağız. Direkt olarak işyerinde yaşanan mobbing bunun için örnek teşkil edebilir. Aynı şekilde cinsel taciz ya da tecavüz gibi bir durum depresyon için gayet yeterli bir unsurdur. İnsanın yaşamak istemediği ya da kendisini etkileyecek olan tüm faktörler burada örnek olarak sayılabilir. Baktığımız zaman kalbin hızlı atması, nefes nefese kalma, solunum düzensizliği gibi etkilerle korku, nefret, öfke, üzüntü gibi duygu durumları yaşayabiliriz. Bunun psikolojik ya da sinir ve beyin kısmını göz önüne aldığımızda ise karşımıza bambaşka etkiler çıkar. Dolayısıyla depresyon teşhisi konulmadan önce bunların tümü baz alınarak araştırılmalıdır.

  • Hastalıklar

Her hastalığın depresyon yaratması ve insanı belirsiz bir hüznün içerisine çekmesi mümkün olmayacaktır. Hatta bunu kişisel olarak bile belirtmek mümkündür. Örneğin Hepatit veya iktidarsızlık gibi cinsel yaşamı etkileyen bir problem bazı insanlar için hayatın sonunu getirmiş hissi yaratır. Kimisi ise bu hastalıklarla yaşamayı öğrenir ve depresyon ile ilişkisi olmadan hayatını sürdürmeye devam eder. Görülen en önemli örnekler arasında ise şunlar var; MS, Alzhemier, Lupus, Parkinson, Kalp rahatsızlıkları, Hipotiroidi, B12 eksikliği, virüsler ve enfeksiyonlar. Tabi doğal olarak kullanılan ilaçları da yukarıda belirttiğimiz gibi depresyon ile özdeşleştirmek mümkün olacaktır. Çünkü depresyon için önemli olan unsurlar arasında mutlaka bu etkenler göz önünde bulundurulur. Psikaytr tarafından hem rahatsızlıklar ve ilaç kullanımları hem de hastalıklar önemli bir karar noktasına dönüşür.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir