Çoklu Zeka Kuramı Nedir

129
Bu makeleyi Ortalama 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Bir gün ünlü fizikçi A.Einstein ve sessiz sinemanın ikonik oyuncusu C.Chaplin bir araya gelirler ve aralarında o ünlü konuşma geçer. Einstein, Chaplin’e “Size hayranlık duyuyorum. Bir tek laf etmiyorsunuz ama herkes sizi anlayabiliyor.” Bunun üzerine Chaplin ise yanıt olarak Einstein’a “Asıl marifet sizde çünkü kimse sizi anlamasa da size hayranlık duyuyor.” diyor.

Bu hikayede asıl çıkarım yapmak istediğimiz konu bu iki dehanın ne kadar önemli işler yaptıkları değil aslında. Hangi alanda kimin isminin öne çıktığıdır.

Örneğin yine hikayemizin kahramanlarından Einstein dünyanın en zeki insanları arasında en üst noktalarda gösterilmektedir fakat bu zeka ile sinema alanında Chaplin gibi bir başarı sağlayabilir mi? Elbette bir fizikçiden harika bir oyun sergilenmesi beklenemez. Fiziğin karmaşık hesaplamalarına ve matematiğin oyunlarına yetişen bir beyin maalesef ki tiyatro önünde pek de yetenekli sayılamayabilir.

Çoklu Zeka Kuramı Hakkında

Çoklu zeka kuramı1983 yılında Howard Gardner tarafından geliştirilen bir modeldir. Bu kuram altında zeka tek odalı bir ev yerine her odasında farklı işlemlerin yapıldığı çok odalı bir eve benzer. Fakat bu evin her kapısı o evin sahibine açık değildir.

İnsan zekası ölçülürken ve geliştirilirken uzun yıllar boyunca tek model üzerinden gidilmiştir. Fakat son zamanlarda çoklu zeka kuramı göz önünde bulundurularak her bireyin içinde gizli olan cevheri çıkartmak ve o alanda o bireyi hem kendi adına hem topluma faydası adına iyi bir yerlere getirebilmek mümkün olmuştur. Bu kuram içerisinde alt dallara ayrılmıştır. Detaylarda gizli olanı görme ve görüleri zihninde canlandırabilen insanlar uzamsal zekaya sahiplerdir. Bu kabiliyetleri onlara mimarlık, tasarımcılık gibi göz estetiğine hitap eden mesleklerde yol açabilir.

Kinestetik zeka ona sahip olan kişilere fiziksel koordine yeteneği verir. Bu kişiler spor alanlarında başarılı olabilecekleri gibi cerrahlık gibi el becerisi isteyen işlerde de avantaj sağlar.

Kimi insanlar hiç nota bilgisi olmadan duydukları sesi bire bir olarak taklit edebilmektedirler. Bu becerilerini müziksel zekaya sahip olmalarına borçludurlar. Müzik alanında bu sayede geniş kitlelere hitap edebilir, kültürlere ve türlere şekil vererek iz bırakıcı olabilirler.

Bir diğer tür ise sözel zekadır. Bu zeka türü insanlara kelimeleri kolaylıkla akıllarında tutmakta ve yeri geldiğinde onları etkili bir şekilde kullanmakta yardımcı olur. Sosyal zeka ile öğretmen, politikacı veya bir toplum lideri olarak kitlelere hitap ederek onları peşinden sürükleyebilir. İçsel zeka insanlara kendilerini tanıma yetisi verir ve böylelikle yaratıcılığının sınırları geniş insanlar ortaya koyar.

Bu çalışmalar insanların bir birlerinden düşünce ve yetenek bakımından ne kadar farklı olduklarını ve bir toplum olarak birbirlerini tamamlayıcı değişik özelliklere sahip olduğunu gösterir. Sözel-dilsel zekaya sahip birinden bir mimarın bakış açısına sahip olmasını istemek o kişiye haksızlık yapmaktan başka bir şey değildir.

Doğada, bir kuştan bir balık gibi yüzmesini beklemek nasıl absürd görünürse her insandan her alanda başarı beklemek de aynı tepkiyi uyandırmaktadır. Balığın yeteneği ve işi yüzmek, kuşun ise uçmaktır. “Kuş uçar, balık yüzer” sözü buradan gelmektedir.

Bu İçeriğe Kaç Puan Verirsiniz ?
[0 Kişi Oyladı Toplam Puanı: 0]
Yorumları Görüntüle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir